Din ve inanç, tarihin her döneminde insanlar için en önemli değer olmuştur. Buna bağlı olarak din ve inanç; toplumun giyim kuşamına, yeme içme alışkanlıklarına, kültürüne, ahlak anlayışına, örf ve âdetlerine, sanatına, edebiyatına kısacası hayatın her alanına yön vermiştir. insanlar, kendileri için son derece önemli olan, hayatın her alanını kuşatan dinlerine, inançlarına her zaman çok önem vermişlerdir. Bu sebeple de kişileri yıllardır benimsedikleri inançlardan vazgeçirmek, onlara gittikleri yolun yanlış olduğunu söylemek ve bunu kabul ettirmek kolay bir iş değildir. işte peygamberler, böylesine zor bir görevi başarmak için Allah (c.c.) tarafından seçilmiş elçilerdir. Bu kadar önemli ve zor bir görevi başarmak üzere yola çıkan peygamberlerin, görevlerinin gereği olarak bazı özelliklere sahip olması gerekir. İşte bu özelliklere peygamberlerin sıfatları denilmektedir.
Sıdk: “Sıdk, doğru olmak demektir.” Allah (c.c.) tarafından gönderilen bütün peygamberler doğru sözlü, dürüst kimselerdir. Onlar ister görevleriyle alakalı hususlarda isterse günlük hayatla ilgili konularda olsun asla yalan söylememişlerdir. Zaten yalan söylemiş olsalar insanların onlara inanması mümkün olmazdı. Kur’an’da peygamberlerin sıdk sıfatına sahip olduğunu belirten ayetler yer almaktadır. Örneğin bir ayette Hz. İbrahim (a.s.) ile ilgili şöyle buyrulmaktadır. “Kitapta İbrahim’i de an. Zira o, sıdkı bütün bir kimse, bir peygamberdi.” (1) Hz. Yusuf’a (a.s.) hitap eden bir kişinin de “Ey Yusuf! Ey doğru sözlü kişi!..” (2) diyerek söze başladığı belirtilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de diğer tüm peygamberler gibi her zaman doğru sözlü olmuştur. O, şaka amacıyla bile olsa asla yalan söylememiştir.
Emanet: “Güvenilir olmak demektir.” Bütün peygamberler söz ve davranışlarıyla insanlara güven duygusu vermişler, her zaman güvenilir kişiler olmuşlardır, Bu özelliklerini de toplum karşısında dile getirmişlerdir. Örneğin Kur’an’da yer alan bir ayette, Hz. Nuh’un (a.s.) ve Hz. Hud’un (a.s.), kavimlerine, “Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.” (3) dediği belirtilmiştir. Başka bir ayette de “Hiçbir peygamberin, emanete ihanet etmesi düşünülemez…” (4) buyrulmuştur.
Tebliğ: Tebliğ sıfatı, ilahi mesajları insanlara olduğu gibi açıklamak anlamına gelmektedir. Peygamberler, Allah (c.c.) tarafından kendilerine verilen görevin gereğini en güzel şekilde yapmışlardır. Peygamberler, tebliğ görevini yaparken ilahi mesajlara ne bir ekleme yapmışlar ne de bunlardan bir şey eksiltmiş ve gizlemişlerdir. Onlar ne pahasına olursa olsun hiç korkmadan, çekinmeden ilahi emir ve yasakları insanlara ulaştırmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de, “O peygamberler ki Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah’tan korkarlar ve ondan başka kimseden korkmazlar…” (5) buyrularak bu husus belirtilmektedir.
İsmet: Günahtan uzak olmak, günah işlememek demektir. Peygamberler, Allah (c.c.) tarafından tertemiz bir yaradılışla yaratılmışlardır. Gizli ve açık her türlü günahı işlemekten özenle kaçınmışlardır. Onlar gerek peygamberlik öncesi hayatlarında gerekse peygamber olduktan sonra şirk ve küfür başta olmak üzere bütün kötü fiillerden uzak olmuşlardır. Bu tür kötülüklerden, günahlardan Allah’a (c.c.) sığınmışlardır. Örneğin Peygamberimiz (s.a.v.) bir duasında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Doğru yoldan sapmaktan veya saptırılmaktan, ayağımın hak yolundan kaymasından veya kaydırılmasından sana sığınırım.”
Fetanet: Akıllı ve zeki olmak anlamına gelen fetanet, peygamberlerin ortak özelliklerinden biridir. Bütün peygamberler akıl, zeka ve feraset bakımından üst düzey insanlardır. Onlar keskin bir zekâya, üstün bir akla, güçlü bir mantığa, kuvvetli bir hafızaya ve derin bir idrake sahiptirler. Bu özellikleri sayesinde ilahi mesajları, gönderildikleri topluma doğru bir şekilde aktarabilmişlerdir. İnsanları, getirdikleri ilahi ilkelerin doğruluğu ve bunlara uymanın gerekli olduğu konusunda ikna edebilmişlerdir.